Zalim Hükümetlere Karşı İsyan Caiz midir?

  • Facebook da Paylaş
  • 10-01-2015
  • 0 yorum
  • 746 okunma

Ehl-i sünnet alimleri, devlet reislerinin adaletli, idari, siyasi ve askeri işlerden iyi anlayan iktidar sahibi, dirayetli kimselerden seçilmesi lüzumu üzerinde ittifak etmişlerdir.

Bu şekilde seçilerek başa geçen devlet reislerine itaat, umum alimlerin görüşlerime göre vacibtir.

Ancak, yine Ehl-i sünnet alimleri, zorlama ve baskı kullanarak zorla iktidara gelmiş olan devlet reislerine de, layık olup olmama durumuna bakmaksınız itaatı gerekli görmüşlerdir.

Çünkü devlet otoritesine yapılan isyan, büyük bir fitne ve şerre yol açar. Malumdur ki, isyan ile ortaya çıkan parçalanma, kargaşa ve anarşinin kapısını kapamak fevkalade zordur. Hatta bazen bu kargaşa, milletlerin ve devletlerin hayatına bile mal olabilmektedir.

Peygamber Efendimiz (sav) mü'minlerin huzur ve sükununa, birlik ve beraberliğine büyük ehemmiyet vermiş, umumi asayişin bozulmaması için devlet reislerinden gelebilecek zulüm ve baskılara karşı ümmetine isyan etmeyip tahammül göstermelerini tavsiye etmiştir.

Hz. Huzeyfe'den nakledilen şu hadis-i şerif bu mevzuya ışık tutmaktadır:

    "Benden sonra benim doğru yolumdan gitmeyen ve benim sünnetimle amel etmeyen hükümdarlar olacaktır."

    "Ben buna yetişirsem ne yapayım, ya Resulallah?" diye sordum.

    "Dinler ve itaat edersin. Sırtın dövülse ve malın alınsa bile yine dinle ve itaat et." diye buyurdular." (Tac, III/44-45)


İSYAN ETMEMEK ZULME RAZI OLMAK DEĞİLDİR

Resulüllah Efendimizin (sav) ümmetine, yöneticilerden gelecek haksızlık ve zararlara sabırla mukabele tavsiyesi, onları zulme boyun eğmeye davet değil; bilakis isyan yoluyla, devlet ve millet bütünlüğünü zedeleyecek daha büyük zulüm ve zararlardan kaçındırmak hikmetine mebnidir.

Malumdur ki, Kur'an-ı Azimüşşan, değil zulüm yapmayı, zulme en ufak bir meyil ve rıza göstermeyi bile şiddetle yasaklamıştır. Bu bakımdan Sevgili Peygamberimizin (sav), zalim idarecilere itaat emrini, zulme razı olmak manasında düşünmek abestir. Bu emir, zulmün def'ine çalışmaya mani de telakki edilmemelidir. Zira, itaat içinde de zulmü giderecek çeşitli imkan ve fırsatlar, uygun şartlar, meşru yollar bulunabilir. Ancak bütün çabalara rağmen, zulmü gidermeye itaat içinde meşru bir çare bulunamazsa, cüz'i ve şahsi hukukunu umumun selametine, ammenin menfaatine feda etmek idrak sahibi, muhakemeli bir Müslümandan beklenen olgun bir davranıştır.

İSYANIN ZARARLARI

İbn-i Abbas (ra)'dan gelen başka bir rivayete göre Nebi (sav) şöyle buyurmaktadır:

    "Her kim emirin yapmış olduğu bir şeyi kötü görürse sabretsin (isyanla hareket etmesin). Çünkü her kim sultana (itaatten) bir arşın ayrılırsa cahiliyyet ölümü ile ölür." (Buhari, Kitabü'l-Fiten)

Hadis Profesörü Kamil Miras Bey bu hadisi şöyle açıklar:

    "Vahiy ile desteklenen Peygamberimiz (sav) umumun sorumluluğunu taşıyan bir kısım idarecilerin gayrimeşru hareketlerde bulunacaklarını, nübüvvet nuruyla yani Cenab-ı Allah' ın bildirmesiyle görüyor ve biliyordu. Bu vaziyet karşısında Müslümanlara sabır ve sükun ile hareket etmelerini ve bozgunculuktan kaçınmalarını vasiyet ediyordu.

Ve "Her kim sabırsızlanarak bile bile umumun sorumluluğunu taşıyan sultandan, yani milli otoriteyi temsil eden devlet reisinden ve İslam ümmetinden bir karış ayrılırsa, cahiliyet ölümü ile ölür" buyuruyor ki, bunun manası "başsız ve toplum düzeninden mahrum cahil milletlerin asi bir ferdi olarak ölür." demektir. Yoksa kafir olarak ölür demek değildir."

Vatanın bütünlüğünün muhafazası, namus ve iffetin korunması, mal ve canın emniyeti hep devletin varlığı ve devamı ile bağlı olduğu için, Peygamber Efendimiz (sav) itaat üzerinde ısrarla durmuştur. Müslümanları her türlü isyan ve bozgunculuktan, bölücülük ve ayrılıklardan şiddetle menetmiştir.

İtaatdaki hikmet ve maslahatı kavramayan nice milletler, Cenab-ı Hakk'ın en büyük ihsanlarından biri olan devlet nimetini ellerinden kaçırmışlar; birlik ve bütünlüklerini istiklaliyetlerini muhafaza edememişlerdir. Bunun tarihte pek çok misalleri vardır.

DEVLET REİSİ ALLAH'A İSYANI EMREDERSE...

Resulüllah (sav) bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurur:

    "Allah'a isyan olan şeyde kula itaat edilmez. İtaat ancak ma'ruftadır."

Bir başka hadis-i şerifte de Peygamber Efendimiz (sav) şöyle buyurmaktadır:

    "Sizin başınıza öyle kimseler imam (reis) olacak ki, bazı hareketlerini güzel bulup memnun kalacaksınız. Bazı davranışlarını da çirkin bulacaksınız. Kim o davranışların kötü olduğunu o reislere söylerse (müdahane ve nifakdan) kendini korur. Kim de (dil ile söylememekle beraber kalben) buğz ederse, İlahi mes'uliyetten kurtulur. Kim de (bu fena işlerden) memnun kalır ve onlara uyarsa helaka gider." (Sahih-i Müslim).

Bütün müçtehidler, müceddidler ve diğer İslam alimleri, itaat etmemekle isyan etmeyi birbirinden tamamen ayrı mütalaa etmişlerdir. Onlar, Allah'ın emrine muhalif durumlarda hiç kimseye itaat etmemişlerdir. Bununla beraber kat'iyyen isyana teşebbüs yahut teşvik de etmemişlerdir. Bilakis mü'minleri isyandan men etmek hususunda gayret ve himmetlerini esirgememişler ve bu vadide bütün Müslümanlara, halleriyle, örnek olmuşlardır.

Sorularla İslamiyet
Etiketler : -
Yasal Uyarı : Yayınlanan Makale/Haber/Foto/Video ve diğer içeriklerin tüm hakları saklıdır. İçeriklere yapılan yorumlardan suç teşkil eden içeriğe sahip yorumlar onaylanmaz. Bu tür durumlarda yasal sorumluluk yorumu yapan kişiye aittir. Gerektiği takdirde yorumun yapıldığı ip adresi ve benzeri bilgiler gerekli mercilerle paylaşılır.
YORUMLAR
Henüz Yorum Yok !